İngilizce 3- Özetler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İngilizce 3- Özetler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Touchstone 3- Unit 3 Wonders of the world dünyanın harikaları

0

Unit 3 Wonders of the world dünyanın harikaları

Arenal volcano in costa rica has been continuously active since 1968
Arenal volkanı 1968 den beri aktif durumdadır

This roller coaster at thorpe park in great britain turns riders upside down ten times
İngilterede thorpe parkındaki bu eğlence trenine binenler 10 defa tepetaklak hızla düşerler

The great canyon of yarlung tsangpo in Tibet is deeper than the Grand canyon in the USA
Tibetdeki muhteşem yarlung tsangpo kanyonu amerikadaki Grand canyonunda daha derindir

Human wonders insanların oluşturduğu harikalar

Grammar superlatives enüstünlük dereceleri(sıfatlarda)

For short adjectives:
the + adjective + -est
kısa sıfatlarda en üstünlük derecesi est-st ekleriyle sağlanır
For long adjectives:
the + most f least + adjective
uzun sıfatlarda en üstünlük derecesi most eki ile sağlanır
Irregular superlatives:
good the best; bad - the worst
düzensiz en üstünlük dereceleri (sıfatlarda) bunların düzenli ekleri yoktur öğrenmek gereklidir
Superlatives with nouns:
the most + noun
en üstünlük derecesi ile isimler beraber kullanılabilir
Sıfat
Comparative
Superlative
Türkçe Anlamları
cold
colder
coldest
soğuk
late
later
latest
geç
green
greener
greenest
yeşil
safe
safer
safest
güvenli
rich
richer
richest
zengin
strange
stranger
strangest
yabancı
fine
finer
finest
iyi
high
higher
highest
yüksek
small
smaller
smallest
küçük

Sıfat
Türkçesi
Comparative
Superlative
good/well
iyi
better
the best
evil/bad
kötü
worse
the worst
little/less
az
lesser
the least
much/many
çok
more
the most
old
eski
elder
the eldest
old (düzenli)
eski
older
the oldest
far
uzak
furher
the furthest
far (düzenli)
uzak
farther
the farthest

What's the tallest building in the world?
Dünyadaki en uzun bina hangisidir(nedir)
What's the busiest restaurant?
En yoğun resturant hangisidir
What's the most interesting city in your country?
Ülkenizdeki en ilginç şehir hangidir
What's the least expensive store?
En az pahalı mağaza hangidir
What's the best country to visit?
Ziyaret edilecek en güzel ülke hangisidir
What's the worst problem in your country
Ülkenizdeki en kötü sorun nedir
Which country has the most tourism?
Hangi ülke en fazla turizm hacmine sahiptir
Which stadium has the most seats
Hangi stadyum en fazla koltuğa sahiptir

Natural wonders doğal harikalar
The highest Mountain in the World is Mount Everest in Asia
How high is it It's 8,850 meters
Asya daki Everest dağı dünyadaki en yüksek dağdır
Onun yülsekliği ne kadardır.o 8.850 metredir



How + adjective ile kurulan soru tipleri
How high is Mount Everest? Everst dağı ne kadar yüksektir
How long is the Nile River? Nil nehri ne kadar uzundur
How wide is the Grand Canyon? Grand kanyonu ne kadar geniştir
How deep is the Pacific Ocean? Pasifik okyanusu ne kadar derindir
How large is the Sahara Desert? Sahra çölü ne kadar geniştir
How hot does it get in Death Valley? Ölüm vadisinde sıcaklık ne kadar yükselir


1. A Should I stop in NewYork City when I go to the United States?
B Well, 1really liked it. You see most interesting(interesting) people everywhere
Amerikaya gittiğm zaman newyorkta durmalımıyım(gezmek için)
Oh ben gerçekten ordan hoşlandım.en ilginç insanları görürsün heryerde
2. A How was your vacation? Was it fun?
Yeah. I went hiking in Peru, in the mountains . I had the best(good) time.
Tatilin nasıldı eğlencelimiydi
Evet peruda dağlardaki hikinge gittim. En iyi zamanımı geçirdim
3. A Have you ever been to the Galapagos Islands?
B No, but I've read a lot about them. They have greatest (great) wildlife there.
Daha önce galapagos adalarında bulundunmu
Hayır fakat onlar hakkında cok şey okudum.o adaların en muhteşem vahşi hayat var
4. Have you ever heard ofAngkorWat in Cambodia?t
B Yeah. I've been there. It's most amazing (amazing) place.
Daha önce kamboçyadaki wat angkoru hiç duydunmu
Evet orda bulundum orası en inanılmaz(harika) yer

ERHAN YILDIRIM

Ders Kitapları- Touchstone 1-2-3-4

1
Aşağıdaki linkerden Açıköğretim Fakültesi İngilizce Kitabı Toruchstone'u indirebilirsiniz.
Yorumlarınızı bekliyoruz. Sitemizle ilgili haberleri facebook grubumuzdan takip edebilirsiniz...



http://www.facebook.com/Acikogretimingilizce



Students book
Touchstone-1
http://mediafire.com/?8bpnen5j5xukp6q

Touchstone 2
http://mediafire.com/?t8z8e1z3wgai84x

Touchstone 3
http://mediafire.com/?0fp2dhdb87qbc0a

Touchstone 4
http://mediafire.com/?dn8mslvub5d5cp8

Workbook
1
http://mediafire.com/?nfwet84l6bdf4wy

2
http://mediafire.com/?gm5t7mqxzu73ro9

3
http://mediafire.com/?y34yx3laqn97usg

4
http://mediafire.com/?vjees6tuqz5to9f

ingilizce 3 alıntısıdır...

0
  • 3 Aralık 2012 Pazartesi
  • Etiketler:


  • Unit 1 the way we are

    Use manner adverbs and adjectives to talk about peoples behavior and personality

    İnsanların kişilik ve davranışları hakkında konuşurken zarflar ve sıfatları kullanma yolunu seçin

    Use adverbs like extremely to make adjectives and adverb strong

    Sıfat ve güçlü (derecesi yüksek) zarflar yapmak için aşırılık(fazlalık) gibi belirten zarflar kullanın

    Add prefixes to adjectives to make opposites

    Zarfları zıt veya farklı anlamda yapmak için zarflara önekler ekleyin

    Use always with a continuos verb to describe indivudal habits

    Özel alışkanlıkları (huy) tanımlarken (tarif ederken) fiilerin sürerlilik halini kullanın

    Use at least to point out the positive side of situation

    Durumun pozitif yönünü göstermek için(dikkat çekmek) bari-en azından kelimelerini kulanın



    Out going dost canlısı cana yakın

    Shy utangaç

    Conservative tutucu muhafazakar

    Stylish şık modayı takip eden

    Sıfat zarf

    Careful dikkatli carefully dikatlice

    Quiet sessiz quietly sessizce

    İmpatient sabırsız impatiently sabırsızca

    Serious ciddi seriously ciddice



    Grammar

    Verb+ manner (hal-durum) adverb

    Fiil+ durum zarfı kullanımı

    I wait patiently in lines kuyrukta (hatta) sabırlıca bekledim

    He doesnt sing very well şarkı(söylemek) konusunda o kadar başarılı değil

    He drives very fast o oldukça hızlı sürer

    She drives carefully o dikkatlice sürer



    Adjective + noun sıfat ve isim

    I am a patient person ben sabırlı bir kişiyim

    He s not a good singer o iyi bir şarkıcı değil

    He s a fast driver o hızlı bir sürücüdür

    She s a careful driver o dikkatli bir sürücüdür



    Be-feel-get-etc + adjective olmak-hissetmek-almak vb.. ve sıfatlar

    I am patient ben sabırlıyım

    His voice sounds terrible onun sesi korkunç

    He gets reckless sometimes o bazen çok umursamaz olur

    I feel safe with her onunla güvende hissediyorum

    *but I feel strongly about it onun hakkında ciddi (güçlü) hislerim var



    Regularly adverbs düzenli zarflar

    Patient patiently sabır sabırlıca

    Careful carefully dikkatli dikatlice

    Easy easily kolay kolayca



    İrregulars adverbs düzensiz zarflar

    Good well iyi iyice

    Late late geç geçikmiş

    Fast fast hızlı hızlıca



    Adverbs zarflar

    Sıfatların sonuna(regular-düzenli) ly-y harfleri eklenerek yapılırlar eylemlerin nasıl oluştuğunu meydana geliş şeklini durumunu acıklarlar fiili belirtir.sıfatlardan en önemli farkı sıfatlar ismi zarflar fiili niteler.



    That is a comfortable armchair (sıfat)

    O rahat bir koltuktur

    She lives comfortably (zarf)

    O rahat bir hayat yaşar

    Adverbs of manner (durum zarfları)

    Bir işin nasıl yapıldığına yada nasıl yapılması gerektiğine işaret eden zarflardır

    1 -young people dont dress (properly-zarf) these days

    Günümüzde (şu günlerde) genç insanlar uygun tarzda giyinmiyorlar

    They dont wear (appropriate-sıfat) clothes onlar uygun giyecekler giymiyorlar

    2- parents see things very (differently-sıfat) clothes from their children so families argue a lot aileler çocuklarında farklı şeyler görüyorlar bundan dolayı çok tartışıyorlar

    3- young people dont know how to speak(correctly-zarf) they use a lot of slang

    Gençler nasıl doğru konuşulduğunu bilmiyor onlar çok miktarda argo kullanıyor

    4- nobody feels(safely-zarf) on the highways because people drive too (fast –zarf) and (recklessly-zarf) hiç kimse otobanda kendini güvende hissetmiyor çünkü insanlar hızlı ve umursamazca (dikkatsizce) araba kullanıyorlar

    5- on buses people seem very(rudely-zarf) they dont (automaticlly-zarf) give their seats to older people

    Otobüslerde insanlar oldukça kabaymış gibi görünüyor.onlar koltuklarını kendi kendine(kimse söylemeden) yaşlı insanlara vermiyorlar



    My english teacher she s incredibly talented and creative and she has a great sense of humor.shes pretty disorganized though .she forgets something almost every class but her classes are absolutely wonderful

    İngilizce öğretmenim o inanılmaz derecede yetenekli ve yaratıcıdır ve harika bir mizah yeteneği vardır o düzensizliğine (disorganized) rağmen(though) hoştur.hemen hemen (almost) her sınıfta bir şeyler unutur fakat onon sınıfları tamamen muhteşemdir

    Adverbs before adjectives and adverbs sıfat ve zarflardan önceki zarflar

    Shes incredibly talented o inanılmaz derecede yeteneklidir

    Shes extremely generous o aşırı derecede cömerttir

    Hes a pretty cool guy o oldukça (pretty) serinkanlı biridir

    We get along really well

    biz gerçekten(really) mümkün olabildiğince(well) iyi anlaştık(get along)



    use absolutely or really (but not very ) with adjectives that are already very strong

    kullandığınız sıfatlarla tamamıyla veya gerçekten zarflarını kullanırsanız sıfatların anlamı daha güçlü olur



    the expression at all makes negatives stronger

    at all(hiç hiçte) ifadesi güçlü şekilde olumsuzluk verir

    shes not selfish at all o hiçte bencil değildir

    adjective prefixes önek getirilerek yapılan zarflar

    patient impatient sabırlı sabırsız

    considerate inconsiderate saygılı saygısız

    friendly unfriendly dostça düşmanca

    reliable unreliable güvenilir güvenilmez

    honest dishonest dürüst dürüst olmayan

    organized disorganized düzenli düzensiz



    describing indivudal habits özel alışkanlıkları huyları tanımlamak

    my brother is always borrowing my car and its so annoying

    kardeşim her zaman arabamı ödünç alır fakat olabilir

    sometimes my brother borrows my car but thats ok

    bazen kardeşim arabamı ödünç alır fakat olabilir(sıkıntı olmaz)



    Matt Damon

    Aktor and sreenwriter

    1. Actors can be demanding, but not

    Matt Damon.He'sextremely polite

    and easy going.

    2.He's really smart. He studied

    English literature at Harvard University

    but left school to become an actor.

    3.He writes well. He wrote the screenplay Good Will Hunting

    With his friend Ben Affleck,and they both starred in the film.

    4.He(andAffleck)won an Academy Award for this

    screenplay.

    5.He doesn't like to drive.



    Oyuncu ve senarist

    Oyuncular çoğu zaman talepkardır (her şeyi ister) fakat matt damon değil .o özellikle kibar ve fazla dert edinmeyen (kolay anlaşılabilir birisidir)

    O gerçekten akıllıdır o Harvard ünüversitesinde İngiliz edebiyatı okudu fakat oyuncu olmak için okuldan ayrıldı

    O iyi yazar(senarist). ekranlara çıkan good will huntingi arkadası ben afleck ile yazdılar

    Ve onların 2 side filmde yıldızlaştılar

    Ben afleck Oscar kazandı bu oyundan(filmden) dolayı

    O araba sürmekten hoşlanmaz



    Hazırlayan:ERHAN YILDIRIM

    Çeviri notları- Causative / Ettirgen Yapı

    0
  • 30 Kasım 2012 Cuma
  • Etiketler: ,

  • Causative / Ettirgen Yapı

    Have ve get eylemleriyle  yapılır, özellikle iki örneğe göre düzenlenir.

    1)    to have  somebody do something (birine birşey yaptırmak)
    I had the boy wash my car. (Çocuğa arabamı  yıkattım)
    I got the boy to wash my car.
    She'll have  the doctor vaccine her baby. She'll get the doctor to vaccine her baby.

    2)    to have  something done / to get something done
    You can have  the thesis typed.  (Tezi daktilo ettirebilirsiniz).
    We are getting the living room painted. They might have  had the locks changed.


    3)     Özellikle make ve let bu yapıda kullanılır. (Eylemlerin  durumuna dikkat ediniz.)
    That doctor made  Ali give  up smoking. His father made  John go to the dentist.
    We let him speak at the meeting.


    Wish-tümcecikleri dilek anlatımında kullanılır. Şimdiki zamanla ilgili dilek için wish + simple past; geçmişle ilgili dilek için wish + past perfect kullanıldığına dikkat ediniz.
    I wish I were in istanbul. (Keşke istanbul'da olsam.)
    He wishes he were a king. I wish I hadn't  said that.
    We wish we had bought  that car last yar. (O arabayı keşke geçen yıl almış olsaydık.)

    Video örnek için linki tıklayın
    http://www.slideserve.com/demetria/causatives




    Çeviri notları- Clauses / Tümcecikler (Sıfat-İsim-Zarf)

    0

    Clauses / Tümcecikler
    Ad Tümcecikleri

    Ad tümcecikleri ad görevi yapan (özne yada nesne) kuruluşlardır. Üç türü vardır.
    1)    a)     tümce + that + tümcecik
    We are sorry that you can't come.
    It is obvious that he is lying.
    He was surprised that I knew German.

    b)     that + tümcecik + eylem + tümleç
    That he is clever is obvious.
    That he doesn't work worries me.
    That you have  come early is very good.
    2)         a)    Q - word + tümcecik + eylem + tümleç
    What you ought to say is very important.
    Where he went is still unknown.
    How useful these sentences are is quite clear.

    b)    tümce + Q - word + tümcecik I don't know where  he lives.
    I can't  tell you why he is crying.
    It is a mystery when  he went there.
    We don't know who he is.

    3)    tümce + if / whether + tümcecik
    He wants to know if I can speak English.
    She  asked if we saw that film.

    Not: Bunların adlar gibi özne  ve nesne olarak kullandıklarına dikkat ediniz. En önemli nokta soru sözcüklerinin bu tümceciklerde bir bağlaç görevinde olmalarıdır. Örneklerde görüldüğü gibi soru sözcüklerinden sonra düz tümce düzeni (özne + eylem + tümleç)  kullanılır.


    Sıfat Tümcecikleri

    1)     Who: özne  yerine,  insanlarla ilgili adlardan sonra bağlaç olarak  kullanılır.
    The man is a teacher. He speaks fluently.
    The man who speaks fluently  is a teacher. (Akıcı olarak konuşan adam  öğretmendir.)
    I saw the boy who was running They helped the worker who was ill

    2)    Whom: nesne yerine,  insanlarla ilgili adlardan sonra bağlaç olarak  kullanılır.
    The woman  was ill. You helped the woman.
    The woman  whom  you helped was ill. (Yardım  ettiğiniz kadın hastaydı.)
    The man is his uncle.  You met the man. The man whom  you met is his uncle.
    That's the man whom  we met at the theatre.
    Is that the girl to whom  you lent the money?

    3)     Which: özne  ve nesne yerine,  cansızları anlatan adlardan sonra bağlaç olarak kullanılır.
    The discussion was very interesting.
    It was broadcast on TV. The discussion which  was broadcast on TV was very interesting.
    (Televizyonda yayınlanan tartışma çok ilginçti.)
    That is the picture.  It caused a lot of sensation.
    That's the picture which  caused a lot of sensation.
    A paragraph which  has unity will be clear.
    Eylemlerin aldığı ilgeçler bu ilgi bağlaçlarından önce  kullanılabilir: The chair on which  you are sitting is not safe.
    (Üzerinde oturduğunuz sandalye sağlam değil.)
    The scientist produced a working model on which  reliable  tests could be conducted.
    The headmaster, with whom  the parents had discussed their son's future, advised the boy to take up journalism. .
    4)    That: tamamlayıcı (defining) sıfat tümceciklerinde which,  who,  whom  yerine  kullanılabilir.
    I've got a book that might interest you.
    Do you remember the boy that I was talking about?

    5)    Whose: iyelik gösteren ilgi bağlacıdır.
    We saw a girl. Her hair came down to her waist.
    We saw a girl whose hair came down  to her waist. (Saçları beline kadar inen bir kız gördüm.)
    Children whose future we must safeguard deserve a happier world.
    Sıfat tümcecikleri arasında tanımlayıcı ve tanımlayıcı olmayan (non-defining) tümcecikleri birbirinden ayırmak gerekir.  Bunların yapılışları aynıdır ancak birinciler tümcenin zorunlu öğeleri oldukları halde, ikinciler tümceyi
    açıklayıcı  öğelerdir, kullanıl-masalar da olabilir. Özellikle yazıl: dilde kullanılırlar ve tümcenin öteki öğelerinden vir-
    gülle ayrılırlar. Aşağıdaki örneklerde 1. tümcecikler tanımlayıcı, 2. tümcecikler tanımlayıcı değildir:

    1)     a)    His father is a man who believes in discipline.
    b)    Ayşe, who does my hair, has moved  to Istanbul.

    2)    a)    Here's the book which  you asked for,
    b)    You haven't seen my new car, which  I bought last week.

    3)    a)    Consumers who buy products are only interested in the contents. b)    My wife's sister, whom  I haven't  seen for a year, talks too much.

    4)     Whoever, whatever, whichever, whenever, wherever, "kim olursa olsun,  ne olursa olsun vb. anlamda bağlaç olarak  kullanılırlar.
    Whoever telephones, tell him I am out.
    You can have  whichever you like. I won't mind what ever you do.

    Zarf Tümcecikleri

    Bunlar zarf görevi yapan değişik amaçlı tümceciklerdir. Bunlarda her bir kümenin  bağlaçlarını sıralayıp birer örnekle  yetineceğiz. Bu tümceciklerin tümce  başında, ortasında ve sonunda bulunabileceklerini anımsamalıyız.
    Tümce  başında bulunduklarında asıl tümceden virgülle ayrılmaları  uygun olur. Ayrıca başta da değinildiği gibi bu tümceciklerin özne + eylem + tümleç gibi tümcenin turn öğelerini içerdiklerini, böyle değillerse eksik olacaklarını da
    unutmamalıyız.

    Tümce  başında:
    After I had supper, I went to bed.

    Tümce  içinde:
    My sister, because she is ill, will not go to school today.

    Tümce  sonunda:
    I met him as I was coming out to school.

    1)    Yer anlatan zarf tümceciklerinde kullanılan bağlaçlar:
    where,  wherever, as, as far as
    I know a place where  you can be happy.

    2)     Zaman anlatan zarf tümcecikleri yapımında kullanılan bağlaçlar:
    when,  whenever, while, what, since, as soon as, as long  as, until, till, after, before, by the time, once,

    as, no sooner... than, scarcely... when,  now that.
    When I got to school, the lesson had already started.

    3)     Ödünleme ve karşıtlık (concession and contrast) :
    although, though, while,  whereas, even, though, even, if, as, whoever, in case that, in spite of, in spite of the fact that, despite, despite the fact that.
    Although it is raining,  we shall go out for a walk.

    4)    Tarz anlatan zarf tümcecikleri yapımında kullanılan bağlaçlar: as, how, in that.
    He is a disadvantage in that he can't speak English.

    5)    Neden (cause) anlatan zarf tümcecikleri bağlaçları:
    because, since, as, seeing that, for
    I can't  go to the concert because I have  no ticket.
    6)    Amaç anlatımında kullanılan zarf tümcecikleri bağlaçları:
    so that, in order that, lest, for fear that
    They got up early so that they might not miss the bus,

    7)    Sonuç anlatımında kullanılan zarf tümcecikleri bağlaçları:
    so (that), so (much)... that
    She  spoke so well that everyone admired  her.


    8)    Derece anlatan zarf tümcecikleri yapımında kullanılan sözcükler :
    the...  the, in proportion as, not so (as)... as.
    The quicker we walk the sooner we'!! get there.

    9)    Çekinme, dışlama (reservation) anlatan bağlaçlar.
    except (that), except for the fact that
    I know nothing about  the accident except what he told me about  it.

    10)  Koşul tümcecikleri (conditional clauses)
    Bunların üç temel biçimi vardır. (Ayrıntılar için dilbilgisi kitaplarına bkz.)

    a)    if + tûmcecik (present) + tümce (present / future)
    Tümce  (present/future) + if + tûmcecik (preseni)

    Bu yapı olanaklı, gerçek durumları  anlatır.
    If you help me, I can do this. (Bana yardım edersiniz, bunu yapabilirim.)
    If he has a car, he will never  stay at home.
    We shall not get there  on time if we miss the train. He will be pleased if you visit him.

    b)     If + tümcecik (s. past) + tümce (would + V1)
    Tümce  (would + V1) + if + tümcecik (s. past)

    Bu yapıda geçmiş zaman eylemi kullanılmakla  birlikte olgu şimdiki zaman olgusudur; ancak gerçek değil gerçeğe aykırı, varsayıma dayalı durumlar  anlatılmaktadır.
    If I were you, I wouldn't take the exam. (Sizin yerinizde olsam  bu sınava girmezdim.)
    If he had a car, he would never  stay at home. (Arabası olsa, asla evde durmazdı.)
    We would get wet if we didn't bring our umbrellas. If I had a million dolars, I would take a long holiday.

    3)    Tümce  (would / might / could +have + V3) + if + tümcecik (past perfect)  / if + tümcecik (past perfect)  +
    tümce (would /might/could + have  + V3)

    Önceki iki yapı şimdiki zamanla ilgili koşulları anlattıkları  halde  bu yapıda geçmişle ilgili gerçeğe aykırı koşulları dile getirilir. Çevirilere dikkat ediniz.
    If you had wanted to pass your exam, you would have  studied much harder for it. (Sınavda geçmek isteseydiniz, çok daha iyi çalışırdınız.)
    I could have  told him what to do if I had known how it worked.  (Nasıl çalıştığını bilmiş olsam  ne
    yapması

    gerektiğini ona söyleyebilirdim.)
    If he had lain quietly as instructed by the doctor,  he might not have  had a second heart  attack.
    (Doktorun söylemiş olduğu gibi kımıldamadan yatmış olsaydı  ikinci bir kalp krizi geçirmeyebilirdi.)

    Not: Çok özel durumlar  dışında if bulunan tümcecikte will ya da would  kullanmamaya özen  gösterilmelidir.

    Video örnekler


    Çeviri notları- Verbs and Tenses Samples/Eylemler ve Zamanlar Örnekleri

    0
  • 29 Kasım 2012 Perşembe
  • Etiketler: ,
  • Verbs and Tenses Samples/Eylemler ve Zamanlar Örnekleri
    Zamanlarla edilgen çatı (passive voice) örnekleri
    1)     Edilgen çatıya dönüştürülebilmesi için eylemin geçişli olması, başka bir anlatımla nesne alan türde olması
                  gerekir. Edilgen çatıya dönüşürken nesne özne yerine alınır.
    2)    to be eyleminin zamana uygun biçimi kullanılır (present, am, is, are, past; was/ were, perfect:been)
    3)     Bütün zamanlarda edilgen çatıda eylemin 3. biçimi kullanılır. İngilizce eylemler genelde kurallı (work,
                 worked, worked) ve kuralsız (write, wrote, written) olarak ikiye ayrılır. Kuralsız eylemleri sırası geldikçe
                 öğrenmek gerekir.
    Etken tümce (active)                                Edilgen tümce (passive)
    The secretary writes the letter                   The letter is written (by the secretary)
    The secretary wrote the letter                   The letter was written.
    The secretary is writing the letter              The letter is being written
    The secretary was writing the letter.          The letter was being written.
    The secretary will have written the letter.   The letter will have been written.
    The secretary will write the letter.             The letter will be written.
    The secretary will be writing the letter.      The letter will be being written.
    The secretary has written the letter.          The letter has been written.
    The secretary had written the letter.          The letter had been written.
    Eylemlerle ve zamanlarla ilgili olarak anımsanması gereken kimi noktalar :
    1)     ingilizcede kimi eylemler genel olarak -ing almazlar. Bunları sürekli (continuous) zamanlarda
                  kullanmamaya özen gösterilmesi gerekir. En önemlileri şunlardır:
            astonish, appear, believe, belong, dislike, doubt, depend, deserve, concern, consist, contain, feel,
                  guess, hate, hear, impress, imagine, like, love, know, mean, measure, own, owe, prefer, please,
                  possess, realize, recognise, remember, satisfy, surprise, suppose, see, smell, sound, seem,
                  understand, think, taste, wish, weigh, want.
    2)     Kimi eylemlerden sonra ikinci bir eylem kullanıldığında ikinci eylem -ing biçimini alır.
    I enjoyed reading that novel.
    He admitted stealing the book.
    -ing ile kullanılan öteki eylemlerden en önemlileri:
    admit, appreciate, avoid, consider, delay, detest, dislike, enjoy, escape, excuse, finish, forgive, give up,
         go on, imagine, keep on, mention, mind, postpone, practice, recollect, resist, resent, suggest, stop,
         understand, be worth.
    3)     Kimi eylemler ikinci eylemin mastar biçiminde kullanılmasını gerektirir.
    I advised him to take the exam again.
    The teacher allowed us to use a dictionary.
    Bu eylemlerin başlıcaları advise, allow, cause, command, encourage, force, get, instruct, oblige, order,
          persuade, remind, teach, tell, warn.4)     ilgeçten sonra eylemin -ing biçimi kullanılmalıdır.
    He went to the cinema instead of going to school.
    After attending the lecture she went home.
    5)     Zamanlarla kullanılan zaman zarflarına da dikkat edilmelidir.
    I am writing now.
    He wrote a letter yesterday.
    I have been writing a letter for 20 minutes.
    I'll see you tomorrow.

    Video Ders Anlatımları ve Örnekler

    Present Tense (Geniş Zaman)
    Present Continiouse Tense (Şimdiki Zaman)

    Simple Past Tense (Geçmiş Zaman)
    Past Continious Tense (Devam eden geçmiş zaman)

    8. Sınıf Past Continuous Tense from videolar on Vimeo.

    Simple Present ile Present Continious Tense Arasındaki Fark

    İNGİLİZCE 3 (7. DÖNEM) 5. ÜNİTE ÖZETİ

    0
  • 28 Kasım 2012 Çarşamba
  • Etiketler:

  • Food choices    yiyecek seçimleri

    What do you have in your regrigerator  buzdolabınızda neleriniz var
    Lets see um a carton of eggs a quart of milk a pound of hamburger a few slices of cheese  and a little butter  um there arent many vegetables there are just a few green peppers going bad in the vegetable bin I guess ı should eat more vegetables
    Bakalım  bir koli(carton) yumurta ,1.14 lt(quart) süt , 453 gram(pound) hamburger,birkaç dilim peynir ve biraz tereyağı fazla miktarda sebze yok sadece sebze  kutusunun içinde bozulmaya başlamış birkaç yeşil biber galiba daha fazla sebze yemeliyim

    Grammar_talking about quantities.of food 
    Yiyeceklerin miktarları hakkında konuşmak

    Uncountable nouns  sayılamayan isimler                  Countable nouns  sayılabilen isimler
    We have a little butter in the fridge. = some              We have a few slices of cheese. =some
    Buzdolabında biraz tereyağı var                                  birkaç dilim peynirimiz var
    There's very little food. = not lot                               We eat very few frozen meals. =flot lot
    oldukça Az miktarda yiyecek var                                donmuş yiyecekleri oldukça az yiyiyoruz
    I'm trying to eat less fat.                                                Skim milk has fewer calories.
    There's not much food in the house,                        There aren't many vegetables.
                                                  very little very few =not lot
    Food containers I Items                                              Weights and measures        
    a carton of juice two cartons of juice                     a liter of / a quart of 1liter = 1.1quarts
    a loaf of bread -7 two loavesof bread                      a kilo of / a pound of 1kilo =2.2pounds

    is it good for you     o iyimi sizin için
    its good to cat. I few nuts every day.they are very  healthy
    o (yiyecek) kedilere iyidir birkaç kabuklu yiyecek hergün .onlar daha sağlıklıdır.
    Chocolate can be good for you it can improve your mood
    Cikolata sizin için iyi olabilir.o ruhsal durumunuzu iyileştirir
    Eating less food can help you live longer
    Yiyebildiğiniz kadar az yemek yemek uzun süre yaşamanıza yardım eder

    (stir-)fried noodles              kızarmış erişte
    grilled shrimp                      ızgara karides
    steamed vegetables           buharlı (buğulanmış) sebze
    boiled eggs                         kaynamış yumurta
    baked  potatoes                  fırında patates
    pickled  cabbage                 turşu lahana
    roast  lamb                          kızartılmış(kavrulmuş) kuzu eti
    barbecued beef                   mangalda sığır eti
    raw fish                                pişmemiş balık
    smoked  fish                        tuzlanmış tütsülenmiş balık


    too(fazla)-gereğinden fazla  too much( sayılamayan) too many(sayılabilen)
    With nouns  İsimlerle beraber   
    I ate too much food / too many fries.
    gereğinden fazla oldukça fazla yiyecek-kızarmış patates yerim
    As pronouns zamirlerle beraber
     I ate too much / too many. Oldukça çok yerim
    With adjectives  sıfatlarla beraber
     He's too full.  O oldukça  dolu(meşgul)
    With adverbs   zarflar ile beraber
     She eats too slowly   o oldukça yavaş yer
    With verbs   fiiler ile beraber
     She talks too much.   O oldukça çok konuşur 
    Enough   yeterli
    I didn't eat enough food / fries.      yeterince yiyecek-kızarmış patates yemem
    I didn't eat enough.                          Yeterince fazla yemem
    Her salad wasn't filling enough.     Salatasının malzemesi yeterli değil
    She doesn't eat fast enough.           O yeterince hızlı yemiyor
    Maybe she doesn't listen enough    belki o yeterince dinlemiyor

    WHATEVER YOU ARE HAVİNG    SAHİP OLDUKLARINDAN HERHANGİ BİRİ(FARKETMEZ)

    Can I get you something to eat
    Size yiyecekler bir şeyler getirebilirim(getirebilirmiyim)
    Oh  I am  ok for now but thanks
     şimdilik iyiyim yinede(fakat) sağolun
    are you sure I have some cheese in the fridge and a box of crackers
    eminmisin dondurucuda biraz peynir ve bir paket krakerim var
    no thanks I am fine really maybe later
    hayır teşekkürler iyiyim gerçekten belki sonra
    well how about some tea or coffee
    güzel biraz çay veya kahve ne düşünürsün
    um….are you having some
    hımm  onlar bulunurmu sizde
    yeah I need to wake up a bit so tea or coffee
    evt biraz uyanık kalmak için ihtiyaç duyuyorum so çay veya kahve
    either one is fine whatever youre having
    2sinden biri iyidir nasıl olsa 2 side mevcut sizde
    Ok I think I will make some tea do you want it with milk or lemon
    Ok biraz çay yapmayı düşünüyorum çay ile beraber süt veya limon istermisin
    Oh either way  whicever is easier are you sure its not too much trouble
    Oh 2 side olur hangisi daha kolaysa  onun oldukça fazla miktarının zararlı olmadığına eminmisiniz
    No no its no trouble at all
    Hayır hayır tamamıyla bir zararı yoktur

    Polite refusals   nazikçe reddetmek

    Snacks   ara öğün atıştırmalık
    Peanut     yer fıstığı

    A Thai Treat •
    If you visit Thailand, you should trysome of the delicious .... A'
    desserts, like sweet sticky rice. People often eat it asan !it
    afternoon snackwith tea or for dessert You can order it ina ,
    restaurant or buy it on thestreet ata food stand.
    Therearemany typesof sweet sticky rice. For example,
    people make black sticky ricewith a special type of wild
    rice, and they also make sticky rice with corn. You can put
    different toppings on sweetstick y rice, such ascoconut
    custard, fresh coconutcream, and fresh mangoes

    Tayland  ikramı(özel yiyecek)
    Taylandı ziyaret ederseniz lezzetli tatlılardan biraz yemeye çalışın tatlı (güzel) sıcak buharla pişirilmiş pirinçler güzeldir.insanlar sık sık öğleden sonra ara yemeği olarak çay veya tatlı ile beraber  onu yerler.bir resturantan sipariş verebilir veya sokaktaki yiyecek standlarından satın alabilirsiniz.buharla pişirilmiş  pirinçlerin pek çok türü vardır.örneğin doğal bir pirinç ile siyah buharlı pirinç yaparlar ve yine mısır ile buharlı pirinç yaparlar.talı buharlı pirincin üstüne farklı krema-sos koyabilirsiniz.örneğin Hindistan cevizli muhhalebi,taze Hindistan cevizi kreması ve taze  mango

    Sticky rice    buharla pişirilmiş pirinç

    ERHAN YILDIRIM